“E-Nabız” uygulamasına OHSAD Onur Ödülü verildi

OHSAD Kurultayı

Birleşmiş milletler dünya bilgi toplumu insiyatifi kapsamında verilen Dünya Zirve Ödüllerinde en iyi sağlık uygulaması seçilen “E-Nabız” uygulaması için Proje Yürütücüsü Sağlık Bakanı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, ödülünü OHSAD Başkanı Dr. Reşat Bahat’ın elinden aldı.

Eyüp Gümüş: Sağlık sektörü olarak kamu, özel sektör ve üniversite aynı masanın etrafındayız

OHSAD Kurultayı

9. OHSAD Kurultayının açılışında konuşan Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, SUT’tan en büyük rahatsızlığı Sağlık Bakanlığının duyduğunu söyledi.

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş’ün konuşması

“Sağlık sektörü olarak kamu, özel sektör ve üniversite aynı masanın etrafındayız”
Sağlık sektörü olarak kamu, özel ve üniversite aynı masanın etrafındayız. Sabah resmi gazetede yayın olmuş, başkan sabah yakaladı. Bu düzenleme nereden çıktı diyor. Bunu da üç hafta önce düzenlemiştik. Sektör arasında hekim transferi yapamıyor. Kadrom bana yaramıyor başka hastaneye vereyim. Geçmişte bunu vermeye kaldırmışız. Tekrar yönetmeliğe koyduk. Hastaneler 33 kadrosundan fazla kadrolarına başka hastanelere, tıp merkezlerine versinler, sektörün önünü açalım. 1000 kadar bir kadro var. Ona yaramıyorsa başkasına yarayabilir. Bir şey yayınlanınca kötü bir şey olacakmış gibi bir intibaa doğuyor. Aslında iyi bir şey yaptık.

İkinci konu olarak sektör bu hastaneleri yaparken çok devasa yapıyor. 100 yataklı bir hastane aldığında örneğin 300 yataklı yapıyor. Bu da hastane açış sırasında ciddi sorunlara sebep oluyor. Bunu çözecek bir düzenleme yaptık. Neticede birçok alanda sorunu olan veya gelişmesi olan bir sektörde birlikte mücadele veriyoruz. Özel sektörün her zerresini iyi bilen bir bürokratım. Zannetmeyin ki her şey özel sektör aleyhine gerçekleşiyor. Geçen ay 1,5 ay içinde 1500 yatak özel hastane imzaladım. Bu yüzde 5 demektir. Bugün özel sektör yatakları 50 bin civarındadır. Demek ki 1,5 ayda yüzde 5 büyümüş. Büyümesi de lazım. Bir sektörün büyümemesi demek batması demektir. Bu büyüme yurtiçi olur yurt dışı olur, sürekli genişlemesi gerekir. Bu düzenlemelerle birlikte sorunları da hep beraber konuşmamız gerekiyor.

“Gelecek vizyonuna göre, dinamik bir planlama yapmak gerekiyor”
Sağlıkta hesap kitap yaparken tabi ki bakanlık planlama içinde çalışıyor. İnsan kaynaklarını, hastaneleri, klinikleri, her şeyi planlamak zorundayız. Organ nakil merkezlerini herkese açarsak bir keşmekeş olur mu? Bir plansızlık demek işin çökmesi demektir.

Planlamaları gelecek vizyonuna göre yapmak gerekir. Ülkenin şartları değişiyor. Her yıl yeni bir ortam gelişebiliyor. Yeni hastalıklar, yeni tedaviler gelişebiliyor. Dinamik bir planlama içinde olmak gerekiyor. “Efendim ben planladım 10 yıl sonra böyle olacak” böyle olmayabilir. Bu sebeple sektörü de planlamak zorundayız, aksi taktirde yönetemeyiz.

Bu çerçeve içinde geçmişte kamu alanı kendisini hastane yapım noktasında kendisini sınırlamış. İstanbul’da 17 yıl Şişli Etfal Hastanesinde çalıştım. O zamanlar İstanbul’da 5-6 hastane vardı. İstanbul’da yeniden planlamaya, tüm Türkiye planlamasına baktığımızda biz 10 bin vatandaşımıza en az 30 yatağı yapıyoruz. İstanbul’da yaklaşık 10 binin üzerinde yatak açığımız var. Bunları biz yapacağız, yapmak zorundayız. Para ödeyemeyecek durumda olan ve bu beklentisi olan vatandaşların faturası siyasete ve bakanlığa çıkıyor. Sağlıkta bir sorun olduğunda vatandaş bunu Sosyal Güvenlik kurumuna, Çalışma Bakanlığına sormuyor. Sağlık Bakanlığına soruyor. Bu nedenle bu işleri planlarken de Bakanlık ana gövdede majör planlamayı yapmak zorunda. 10 bin kişiye 30 yatak hesabına göre bunun 20’si kamu ve burada üniversiteler de var, 10’u da özel sektör olsun diyoruz. Ona göre bir dizayn yapalım. Ama İstanbul’da bakıyoruz özel sektör yüzde 50 görünüyor. Artık geçmiş. Bu planlamayı İstanbul için yapmamız güç. Tabi İstanbul nüfusu her yıl 400 bin artıyor. Özel sektöre ilave yeni alanlar açılabilir. İstanbul’u bir örnek olarak söylüyorum. Bunu bu şekilde bir noktaya getireceğiz. İlanlarımızı da yaparız. Buna benzer diğer illerimizi de planlıyoruz. Tabi ki bu planda bir fiziki mekanı yapmak kolay. Buna paralel insan gücünün de yetiştirilmesi lazım. Hastane bazında 617 özel hastane, 886 kamu, 70 üniversite hastanesi, yine 660 civarında tıp merkezi var. Ülkemizde toplam 2200’e yakın bir hastanemiz bulunuyor. Yataklara baktığımızda kamuda yatak oranımız 120 bin civarında, 50 bini özel sektörde. Gelecek vizyonda bunun 250 bine çıkması gerekiyor. Tüm bu planlamalar neticesinde hızlı bir şekilde kamu-özelle, şehir hastaneleri, 4 yıl önce attığımız imzalarla yapılıyor. Bizim yapmış olduğumuz, TOKİ’nin bitirmeye yakın olduğu hastaneler var. Bu plan ve siyasetin de vermiş olduğu program çerçevesinde, hükümet eylemlerindeki plan çerçevesinde ve bu hastanelerde yapılıyor. Bu sefer içine hekim koymamız lazım. Sorun burada başlıyor. Şunu söylüyorum 4-5 sene sonra serbest bırakacağız. Herkes hastane yapabilir. Sonuçta rekabet ortamıdır. Kim güzel işletiyorsa o yaşar. Zannediyorum 5 yıl sonra hekim sayımız 200 binlerin üzerine çıkıyor. Uzmanlık alanlarına geçen yıl 8000 uzman verdik. Bu yıl 9000 civarında verdiğimiz zaman kamuda uzman sayımızı hızlı bir şekilde 50 binlerin üzerine çıkardıktan sonra serbest bırakabiliriz. 3-4 senesi var. Bugün için sorun; bizim de hızlı bir şekilde bu hastane yapılarını yapmamız, insan kaynağı açısından kamu lehine bir değerlendirme yapmamız. Şu anda İstanbul’da yeni yaptığımız hastanelerimize 2000 civarında hekim ihtiyacımız var. Hekimimiz yok, oradan oraya kaydırıyoruz. Ya istifa ediyor. Ederken “biraz dur diyoruz”, hizmet aksamasın. Bunu yapmak zorundayız. Özel sektör bir hastane kurdumu hekimsiz çalışamaz ki ama ben bir yıldır içini dolduramadığımız, haklı olarak kaçış da oluyor, istifa eden ediyor, üniversiteye geçen geçiyor. Bir de doğu hizmetimiz var. O bölgelerimizi de dinamik tutmamız lazım. 2000 hekimi doldurmaya çalışıyoruz. Beraber bu mücadele içindeyiz. En azından özel sektörün kendi kadroları bugün 50 bine yakın hekimi var, bunun 25 bin civarı uzman hekim. Bunlar kendi aralarında gidip gelsinler bari sistemi rahatlatalım. Onu da zamanında kapatmışız. Gitmesinler, gelmesinler şeklinde… İnsan kaynağımızın yaklaşık üçte ikisi kamu, üçte biri özel sektör. Bu özel sektör giderek de artıyor. 50 bin hekim var ve bunları kendi aralarında kullanalım. Bir ilde bir hastane yaparsak ve onun içini de dolduramazsak bunun siyasi bir faturası da oluyor. Biz bunları da planlamak zorundayız. Sağlık Bakanlığı 4 sene sonra artık yeni hastane yapmayacak. Tüm yapılarını bitirmiş oluyor. Şu anda 250 civarında hastane inşaatı devam ediyor. 2020’lerde tüm hastaneleri yenilenmiş bir Türkiye olacağız. Bundan sonra artık tüm volümler özel sektöre kaydırılabilir. İnsan gücü yeni gelen hekimlerle birlikte doygunluğa da ulaşıyor. Burada insan gücü, hekim gücü açısından 2-3 sene sonra bir musluk açılması söz konusu olabilir. Şu anda özel sektör 1000 kadar kadroyu kullanmıyor. Bunların en azından kullanacak olanlara devirlerini yapın. Zaten kadroları vermişiz, bu şekilde planlamayı birlikte yapalım. Özel sektörün bu planlamada uygun göreceği bir kesim ile birlikte olması geriyor. Biz bunları yapmazsak size gece de bakın, gündüz de bakın diyeceğiz. Sonuçta tüm hastaneler Sağlık Bakanlığının koordinasyonunda… Biz bu tesisleri birlikte yaparsak bu kadar da yüklenmeyiz. Örneğin büyük şehirlerde bu plan doğru gitmediği için İstanbul’da acillerin büyük bir kısmını kamu hastaneleri veriyor. Kamu hastanelerinin yatak sayıları yarı yarıya ama acilin yüzde 85’i kamuda. Bu diskordansı çözmek için özel sektöre mecburen sende de doktor var, hemşire var, acil duruyor orayı da çalıştıralım istiyoruz. Amaç, birlikte bu sağlık hizmetinin yurt sathında sürdürülmesini sağlamak olacaktır.

“SUT’tan en büyük rahatsızlığı Sağlık Bakanlığı duyuyor”
SUT meselesi 3-4 yıldır gündemimize gelen bir konu. SUT’tan en büyük rahatsız olan da Sağlık Bakanlığıdır. Çünkü SUT üzerinden global bütçe anlaşmayı yapıyoruz. SUT ücretlerini topladığımız zaman örneğin 20 milyar çıkıyor, 30 istiyoruz. Maliye Bakanlığımız o zaman neden 10 milyar fazla istiyorsun, diyor. İsteyeceğim çünkü bu para yetmiyor. Bu hizmetlerin karşılığı değil. Sen bana avans olarak veriyorsan işi çözeriz. Sonra da fazla para almış oluyoruz. Neticede işin bedelini tam ortaya koymadığımız zaman özel sektör fark alsın tamam, kamu almasın ama bir kere fiyat doğru değil. Zamanında bir fiyat yapılmış, bazı işlemler çok yüksek, bazı işlemler sıfır. Sosyal Güvenlik Kurumumuz gerçekten güzel bir çalışma yapmış. Yine lokal bir çalışma. Ancak dedik ki, alalım bu meseleyi, hepsini masaya yatıralım, kaç para ise çıksın. Her bir paketi alalım bu pakette ameliyat kaç para, laboratuar kaç para, doktor viziti, emeği, masrafı, yatak vs. kaç para ise toplayalım. Bu paket bugün 2000 lira iken bunun 9000 lira olması gerektiğini yazalım ve bu çalışmayı yapalım. Bakanlığımız da bu talimatı vardı. Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumundan ilgili teknik arkadaşlar çalışıyorlar. Şu ana kadar böyle bir pakette olabilecek unsurlar tek tek değerlendirilerek ortaya bir rakam çıktı. Şu anda hazırız Bakanlıklarımıza sunarız, EKK’da inşallah konuşulur, işin normal fiyatı belli.

Bundan sonra ne olur? Fiyatı belirledikten sonra örneğin SGK bize der ki, senin işletme paranı devlet ödüyor, senin genel bütçeden maaşın geliyor, senin kiran yok, sen yüzde 40 discount uygula, indirim yapacaksın. Biz yüzde 40 indirim yaparak alırız. Bunu devletin karşıladığı sübvansiyonları indirerek yaparız. Fiyat 6000 ise 6000’dir. Ben onu 4000’e alırım. Çünkü benim diğer 2000 liramı genel bütçe başka kaynaklardan veriyordur. Bu şekilde fiyatı belirleriz. Tabi ki ciddi bir bedel artışı oluyor. Buna da oturulur, karar verilir. Bundan sonra da her sene ilaç fiyatlarında yaptığımız gibi bir yıl öncesinin tefe-tüfesi veya standart bir formülle bu fiyatlarda her yıl güncellenirse bu mesele çözülür. İnşallah bunu hep birlikte yapacağız. Bu sene içinde inşallah bir sonuca varırız.

“Özel sektör ile birlikte dünyaya açılalım”
50 maddelik bir kanun düzenlemesi hazırladık. Sağlıkta sorun yaşadığımız alanlar ile ilgili ve uluslar arası sağlık hizmetleri de bunların içinde… Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi var. Bu şirket, hem kamu, hem özel sektörün uluslar arası alanda sağlık turizminin hem pazarlaması hem koordinasyonunun hem de işbirliğini birlikte yapacağımız bir şirket. Birlikte dünyaya açılalım. Bu şirket aynı zamanda yurtdışında hastaneler kurabiliyor. Bu hastaneleri birlikte kuralım. Birçok ülke gelin buraya 200 yataklı hastane yapın diyor. Bu şirketle özel sektör ile birlikte inşallah oturup tüm dünyaya belli merkezlere tesis kurmamız gerekir. Oralarda bu işleri kısmen yapmak, daha volümlü işleri de Türkiye’ye getirmek istiyoruz. İnşallah bu kanun çıktıktan sonra bununla ilgili de ayrıca özel sektörle oturmak lazım. Burada yeni bir alan açılıyor. Tüm acentelerin koordinasyonu, komisyonlar vesaireyi bu şirket koordine edebilecek. Bunu sadece kamu olarak değil, özel sektörle birlikte çalışalım diyorum. Bu kanun geçerse buradaki önemli avantajları birlikte yaşamak isteriz.

“Sağlıklı yaşam kültürünü oturtmak gerekiyor”
Sağlık hastanecilik hizmetinden ziyade bundan sonraki dönemde sağlıklı yaşam kültürünü oturtmamız, bu konuda tüm vatandaşlarımıza kadar inmemiz, yoğun bir gayret göstermemiz gerekiyor. Artık Türkiye hastanelerini özel sektör ve kamu olarak 10000 kişiye 30 yatağa geldik. Bundan sonra kişilerin normal yaşamlarına girecek, onların sağlıklı yaşamalarını sağlayacak alanlara girmemiz lazım. Birincisi aile hekimliği sistemimizi güçlendirmek, ikincisi de sağlık endüstrilerimizi yerelleştirmek ve Ar-Ge faaliyetlerini birlikte yapmak. Sağlık turizmi ile de bu tesislerin entegre edilmesi. Önümüzdeki süreçte bir aile hekimine gelecek nüfus 2800’lere, üç yıl içinde de 2000’e inecek. Bir doktorumuzu 2000 vatandaşımıza zimmetleyeceğiz. Bu vatandaşlara bakacak, sağlıklı yaşatacaksın, bunların kronik hastalıklarla mücadelesini yapacaksın, eğiteceksin, yeme-içmesini kontrol edeceksin.

Selim Bağlı: Elbette Mevzu Finansmansa Gerisi Teferruattır

OHSAD Kurultayı

9. OHSAD Kurultayının açılışında konuşan SGK Başkanı Dr. Selim Bağlı, Kamu otoritesinin Sağlık Uygulama Tebliğinin işlem puanlarının güncellenmesi gerektiği konusunda hemfikir olduğunu söyledi.

SGK Başkanı Dr. Selim Bağlı’nın konuşması:

Genel sağlık sigortası hizmeti sunumunda Sağlık Bakanlığı ile birlikte sigortalılara hizmet eden ikinci en önemli faktör özel sağlık hizmeti sunucularıdır. Hem sigortalılara sağlık hizmeti sunuyor hem de 220 bine yakın nitelikli istihdama doğrudan ya da dolaylı katkı sağlayan bir sektör.

“Kamu otoritesi de bir konuda hemfikir: Sağlık Uygulama Tebliğinin işlem puanlarının güncellenmesi gerekiyor”
Kamu otoritesi de bir konuda hemfikir: Sağlık Uygulama Tebliğinin işlem puanlarının güncellenmesi gerekiyor. Bunun yolu, yöntemi, oranı nasıl olacak, bu konuşulacak. Bu konuda en son gelinen noktada güzel gelişmelerin olduğunu zaten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Pazar günü kongreye geldiğinde ayrıntılı olarak izah edeceklerdir.

Sunumlarda Sağlık Uygulama Tebliğinde değişikliklerin özel sektörün de katkı sağlanması ile tek taraflı kamu otoritesinin bir düzenlemesi olmaktan çıkarılması konusuna değinildi. Herhalde Türkiye’de yönetişim dediğimiz hizmet sunanlar, hizmetten yararlananlar ve hizmete aracılık edenlerin düzenlemelerde söz konusu olduğu ender alanlardan biri Sağlık Uygulama Tebliğidir. Nihayetinde Sağlık Uygulama Tebliğinin son şekli sağlık hizmetleri fiyatlandırma kurulunda veriliyor. Orada benim bir, Sağlık Bakanlığının bir ve özel sektörün bir oyu var.

Dolayısıyla özel sektör zaten karar alma aşamasında belirleyici, söz sahibi. Ayriyeten bu yıl bir ilk uygulama yaptık. Tek taraflı sözleşme metinlerimiz vardı. Özel sağlık hizmet sunucularından hizmet alınmasına ilişkin sözleşmeyi önünüze koyuyorduk, imzalıyordunuz. Çok ciddi sıkıntılar olduğunda zeyilname ile düzeltme yoluna gidilirdi. Sayın Bakanımızın talimatı ile bu yıl önce sözleşme taslaklarının sizlerle üzerinden geçerek oluşturulması durumu var. Şuna kanaat getirdik, SGK tarihinde bir ilkti: Mutlak mutabakat. Üzerinde yüzde 100 uzlaşarak bir sözleşme metni ortaya çıkardık. Özellikle cezalarla ilgili çok haklı talepleriniz vardı. Kabul edilemez, çok ağır bazı düzenlemelerimiz vardı. Cezalar çok ağır olunca zaten tahsilat da yapamıyorduk. 1000 TL’lik bir kamu zararı olduğu yerde 112 Milyonluk bir cezai şart uyguladığımızda anında mahkemeden çok haklı bir şekilde tedbir kararı alınıyordu. Dolayısıyla hem kamu hem özel sektörü korumak anlamında bu tip güzel gelişmeler de olmuyor değil. Nihayetinde biraz önce de söylendiği gibi mevzu finansansa gerisi teferruat. Elbette öyle olacak. Çünkü burası en nihayetinde bir işletme. Ama şöyle özel bir işletme: Tüm dünyada kamu maliyesi teorisinin ortak bir tanımı vardır. Hem anayasa hukukunun hem kamu maliyesi teorisinin tartışmalı konularındandır. Bir hizmet niteliği gereği mi finansmanı itibari ile mi, kamu tarafından düzenlendiği için mi kamu hizmeti olur? Bu anayasa hukukunun, kamu maliyetinin en tartışmalı konularından biri… Çoğunluğun kabul ettiği bir husus vardır: Bir hizmetin kamu tarafından düzenlenmesi ve finanse edilmesi durumunda kimin tarafından yürütüldüğüne bakılmaksızın o hizmet kamu hizmetidir. Sağlık hizmeti kamu tarafından düzenlenen ve finanse edilen bir hizmet ise bu hizmet nerede sunulursa sunulsun bir kamu hizmetidir. Bu hizmeti sunan da tam anlamı ile devlet üniversiteleri de evet bir kamu ünitesi ama özel sektör de olsa artık oraya normal, ticari bir işletme gözü ile bakamayız. En kötü ihtimalle orası yarı kamusal bir ünitedir. Çünkü orada bir kamu hizmeti sunuluyor. Türkiye’nin önemli markalarından biri Genel Sağlık Sigortası…

Uluslararası toplantılara gittiğimizde herkesin kabul ettiği bir husus. Türkiye’nin gelir düzeyi ve kayıtlılık oranına baktığımızda belki Cumhuriyet tarihinin en önemli başarılarından biri olarak Genel Sağlık Sigortasını işaret edebiliriz. Yani kişi başına milli geliri 10 bin dolarlık bir ülkede vatandaşının yüzde 99’unu kapsama alacaksınız ve bunlara öyle bir paket uygulayacaksınız ki dünyanın çok az ülkesinde bu derinlikli bir sağlık paketi vardır. Geçen yıl burada özel sağlık sigortacılığını tartışmıştık. Sonuçta özel sağlık sigortacıları ile görüştüğümüzde sizde bu genel sağlık sigortası olduğu müddetçe Türkiye’de özel sağlık sigortacılığının çok fazla gelişme ihtimali yok. Dünyada bu kadar rahat ilaca erişimin olduğu, tedavinin de maliyetinin bu kadar düşük olduğu çok az ülke var. Bir zamanlar İskandinav ülkeleri örnek gösteriliyordu. İsveç’teki, Norveç’teki verilere baktığımız zaman nadir ilaçlar, kanser ilaçları konusunda neredeyse dünyada İngiltere ile mukayese etmiyoruz, Batı Avrupa ülkelerini geçtim. En iyi sosyal refah uygulama ülkelerinden olan İskandinav ülkelerinden daha iyi bir Genel Sağlık Sigortası sistemi var. Bu, SGK’nın, Sağlık Bakanlığının, Maliye Bakanlığının, özel sektörün, bir bütün olarak Türk milletinin bir başarısıdır. Bunu başaran önemli aktörlerden biri özel sağlık hizmeti sunucuları. Sağlıkta dönüşüm ve değişimin en önemli aktörlerinden biri… Mutlaka ayakta kalmaları ve mutlaka bu hizmeti daha iyi, nitelikli ve kaliteli sunmaları gerekiyor. Aksi takdirde benim sigortalım memnun olmayacak. Sigortalı memnun olmadığında bizim performansımız ve başarımız düşmüş olacaktır. Yani karşı taraflarda değiliz. Tamamen aynı hedefe yürüyen, aynı amaca giden bir ekip olarak görüyorum. Temel problemler var ama başat çelişki düzeyinde değil. Çözülemez alanlar değil. Bir kısım ileri düzenlemelerle, belki çok az kısmı da kanuni değişiklik gerektiren sorunlar var. Bunların en kısa zamanda çözüleceğini düşünüyorum, görüyorum, şahit oluyorum. İnanıyorum burada gelecek yıl artık daha farklı şeyler konuşuyor olacağız. Bir kere finansman probleminin kısa vadede çözüleceği hususunda güçlü bir umudum var.

Türkiye bir sosyal refah devleti olarak yoluna devam edecekse bu büyük Türk mucizesi olan Genel Sağlık Sigortasını yürüteceksek elbette burada aktörlere ihtiyaç olacak. Dünyadaki tüm kurumlar fonksiyonları ile ayakta durur. Genel Sağlık Sigortası kapsamında hizmet sunumu varsa, eğer bu fonksiyonu ifa ettiğinizi düşünüyorsanız bu kurumlar ayakta kalacaktır. Bunların yok olma imkan ve ihtimali yoktur. Dolayısıyla bunları ayakta tutacak bir çözüm bulunacaktır. İyi günler bizi bekliyor. Geçen yıla göre daha umutluyuz. Kamunun bu konudaki duyarlılığının en üst düzeye çıktığına bizzat Başkanımla birlikte şahidiz.

Reşat Bahat: Bazı küçük (!) sorunlarımız var

OHSAD Kurultayı

9. OHSAD Kurultayının açılışında konuşan ve “Bazı küçük sorunlarımız var” diye söze başlayan OHSAD Başkanı Dr. Reşat Bahat, “OHSAD’da dördüncü kez başkan oldum. Tüm şikayetler bana geliyor. Parasız hiçbir şey yapamıyoruz. 10 yılda 300’den fazla özel hastane başhekim kadrosu dışında bir kadro almadı” sözleri ile devam etti. Özel sağlı hizmeti sunucularının sorunlarına değinen Dr. Bahat, bu sorunları ve talepleri şöyle sıraladı:

100’den fazla hastane İstanbul’da depreme dayanıksız binalarda… 5000 metrekarenin altında binalardan depreme dayanıklı binalara taşınmak için dilekçe verdiklerinde daha büyük binalara geçip daha çok doktor isteneceği gerekçesi ile engel olunmuş.

Hastanelerin sürekli çapraz denetimlerden geçildiği ve ilçe sağlık müdürlerinin birinin beğendiğini diğerinin beğenmediğinden hastaneleri inşaata çevirdiği belirtiliyor.

12 yıldır artmayan SUT fiyatları bazı hastaneleri batma noktasına getirdi, bazıları ise battığını henüz fark etmiyor.

Afiliasyonun kuralları konulup yaygınlaşmadığı için tıp fakültelerinin hastanesiz, hastaneler de bilimsiz kalıyor. Bir an önce tanımlanmış bir afiliasyon isteniyor.

Türkiye’de 10 binden fazla doktor her yıl mezun oluyor, özel sektörün büyüklüğü yüzde 33’ten 24’e indi, yüzde 24 oranda doktorun özel sektöre verilmesi beklenmekte.

Askıda 100’den fazla ruhsat var. Bunların satışı ya da devrine müsaade edilmiyor. Bunlar hakkında ne karar verileceği de bilinmiyor. Bir kereye mahsus hastanecilik yapmak kaydı ile başkasına satılmamak üzere bunların hastanecilik yapacaklara devrine yada satışına müsaade etsinler denildi. Mümkünse de şu anda hastanecilik yapan arkadaşlarımız öncelensin.

Yine OHAL sebebi ile kamudan doktor almak istediğimizde bir yıla yakın izin verilmeyen, istifası kabul edilmeyen arkadaşlarımdan bahsedildi. Oysa özel sektörden doktorlar bir hafta içinde ayrılıp kamuda çalışmaya başlayabiliyor.

Özel sektör geleceği öngöremeden yatırım ve finansman yapıyor.

Bazı hastaneleri en azından taşınana kadar rahatlatacak geçici Ek 2’nin bir an önce çıkması isteniyor. Geçici Ek 2’nin bir maddesinde ‘7 yıla kadar müsaade edilir’, tabirine keyfi olmayıp ‘7 yıl olsun’ diye itiraz ettiğinden dolayı bu maddeyi OHSAD’ın iptal ettirdiği belirtiliyor. Kanun koyucu yekten iptal etti ve 5 yıldır yenisi çıkmıyor.

Kadro devirlerinin eskisi gibi sınırsız serbest bırakılması isteniyor. Çünkü bir hastane kadrosunu satmaya kalktıysa zaten hastanecilik yapmakta zorlanıyordur. En azından bu satışı sebebiyle belki personel, doktor ya da icra durdurulabilir.

Sektör asimetrik büyümüş, bazı kurumlara tanınan haklar daha sınırlı olduğu için bu kurumlar iyi büyüyememiş. Asimetrik büyüyen sektör simetrik küçülmeye başlamış.

Acil gelen hastalar için A4 kağıdından daha ucuz faturalar kesildiğinden SGK’ya fatura etmek gerekmediği söyleniyor.

Şehir hastaneleri açıldığı için sektör seviniyor. Zira bunlar için bulunan para bizim için de bulunur deniyor.

Gelir İdarisi doktorun özel hastanelerinde 4B Bağkurlu çalışması konusunda “Biz buna inceledikten sonra karar veririz” diyor. Size ceza yazarız demek istiyor. Gelir İdaresi “Ben SGK’dan Çalışma Bakanlığından daha büyüğüm, buralardan çıkardığınız kanun beni bağlamaz” diyor.

Özel hastaneler vatandaşın gözünde çok itibar kaybetti. Çünkü 12 yıldır artmayan ve yüzde 50’den fazlası fark alınamayan kalemlerden dolayı sağlık hizmetleri batmadan devam edebilmek için yüzde 200 kuralına uyamamış, vatandaştan usulsüz para almış denilmekte.

Tedarikçilerimiz bizim çözüm ortaklarımızdır. Biz sıkıştıkça kimi sıkıştırıp perişan edeceğimizi düşünüyoruz.

Hayırlısı ile önümüzde iki ay sonra bir genel seçim var. Memleketimiz yeni bir sistemle yönetilecek ve bazı bakanlıklarda farklı siyasetçiler ve bürokratlarla karşılaşacağız. Biz yine dernek olarak gidip siyasetçiye ve bürokrasiye derdimizi anlatacağız. Bazı yeni arkadaşlarımız bunları ilk defa duymuş olacak ve 10 yıl sonra bana yine diyecekler ki “biraz süre verin” ve korkarım bu süre tam bir sonraki seçimlere kadar olacak.

Mehmet Altuğ: Sektörün sağlık finansmanı konusundaki ümitsizliğini anlamak gerekir

OHSAD Kurultayı

9. OHSAD Kurultayının açılışında konuşan ve 2010’lu yıllarda özel sektörün yüzde 30’lara kadar hizmet sunumunda yer aldığı dönemden yüzde 20’lere kadar gerilediği bir döneme doğru gittiğini kaydeden Özel Hastaneler Platformu Derneği Başkanı Dr. Mehmet Altuğ, konuşmasına şöyle devam etti: “Burada bir muhatap da bulamıyoruz. İktidarın ya da hükümetin bir politikası var mıdır, Çalışma Bakanlığı ya da SGK muhatabı mıdır, bilmiyoruz. Özel sektörün bu anlamdaki sahipsizliğini anlamlandıramıyoruz. Dünyada sağlık sektöründe Türkiye ilk sırada anılırken içeride özel sektörün yerinin aşağı doğru yönlenmesini anlamlandıramıyoruz. Sağlık politikalarında özel sektörün söz hakkının olduğu ortamların oluşturulması ile çözüm bulunacağına inanıyoruz. Sağlık finansmanı konusunda bir çözüm olabileceğine olan inancımız kayboluyor. Sektörün bu anlamdaki ümitsizliğini anlamak gerekir. PPP’lerde süreçler yüklenici firmalar tamamen kar odaklı ve kalitenin yer almadığı bir platformda devam ediyor. Hizmet sunuculara imkan tanınmıyor. Önümüzdeki dönemde bu konunun Bakanlığımız tarafından masaya yatırılması ve çözüme kavuşturulması gerekiyor. Bu konunun ülke sağlık sektörüne zarar vereceğine inanıyorum.”

9. OHSAD Kurultayı, Eyüp Gümüş ve Selim Bağlı’nın katılımı ile açıldı

OHSAD Kurultayı

Kamu, özel sektör ve üniversitelerin sağlık profesyonellerini bir araya getiren OHSAD Kurultayı, 20 Nisan Cuma günü 9. Kez, Antalya’da ziyaretçilerine kapılarını açtı. OHSAD Kurultayı Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, SGK Başkanı Dr. Selim Bağlı, OHSAD Başkanı Dr. Reşat Bahat ve Özel Hastaneler Platformu Derneği Başkanı Dr. Mehmet Altuğ’un katılımı ile açıldı. Açılışta konuşan Prof. Dr. Eyüp Gümüş, sağlık sektörü olarak kamu, özel sektör ve üniversitenin aynı masanın etrafında olduğunu ifade ederken, Dr. Selim Bağlı kamu otoritesinin Sağlık Uygulama Tebliğinin işlem puanlarının güncellenmesi gerektiğinde hemfikir olduğunu söyledi.

23 Nisan Pazar gününe kadar sürecek olan kurultaya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, 22 Nisan Pazar günü katılacak.

Değer esaslı bir sağlık sistemine doğru gidiliyor

Sağlık Vizyonunda Dünyaya Bakış konulu sunum Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Sağlık Beslenme ve Nüfus Küresel Uygulama Yöneticisi Dr. Enis Barış tarafından yapıldı. İnsan sermayesine yapılan yatırımların hastalık yükü, ekonomik yük, politikalar, etki değerlendirmesi ve ekonomik getiriler gibi tüm getirisinin hesaplanması gerektiğini kaydeden Dr. Barış, değer esaslı bir sağlık sistemine doğru gidildiğine değinerek Türkiye’de yeni sağlık sistemi reformu için yeni ortaya çıkan gündem maddelerini sıraladı:

• Tıp eğitiminin gözden geçirilmesi ve dönüştürülmesi
• Kanıta dayalı, veri odaklı bir tıp uygulaması kültürünün aşılanması
• Performansa dayalı ödemelerde ince ayar yapılması
• Kaynak tahsisi ve performans izleme için kültürel açıdan uyumlu PREM, PROM ve PRIM kullanımının yaygınlaştırılması
• Sağlık hizmetlerinin hızla dijitalleştirilmesi (ör., e-PACK)
• Sağlık bakım hizmetlerinin dikey ve yatay entegrasyonu
• Ekip esaslı ve topuma dönük birinci basamak sağlık hizmetleri
• Genom haritası oluşturma
• İlaç, cihaz ve sarf malzemeleri ve veri güvenliliği için ulusal Ar-Ge’ye yatırım

Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Sağlık Beslenme ve Nüfus Küresel Uygulama Yöneticisi Dr. Enis Barış’a konuşmasının ardından plaketini OHSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Şah Kolan verdi.

Sağlık finansmanı konusu sektörün en önemli gündemi

Sektör paydaşlarının katılımı ile 19 Nisan’da gerçekleşen 2023 Sağlık Politikaları Vizyon Toplantısının Sonuç Raporu, OHSAD Kurultayının açılışında Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın tarafından sunuldu.
SGK ve Sağlık Bakanlığının herkesin kurumu olduğunun vurgulandığı toplantının sonucunda, özel sağlık kuruluşlarının da kamu hizmeti sunduğu ifade edildi. Eşit rekabet, hakkaniyetli ücretlendirme, aynı mevzuat ile ruhsatlandırma ve denetim, kararlarda katılımcılık ve karşılıklı güven gibi taleplerin gündeme geldiği toplantıda, sağlık finansmanı konusunun sektörün en önemli gündemi olduğu kaydedildi.

Prof. Dr. Sabahattin Aydın’a konuşmasının sonrasında OHSAD Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cevat Şengül plaketini verdi.

2023 Sağlık Politikaları Vizyonu Ortak Akıl Toplantısı Yapıldı

2023 Sağlık Politikaları Vizyonu

9. OHSAD Kurultayı, 19 Nisan Perşembe günü yoğun bir katılımla başladı. Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın ve Sağlık Bakanlığı Emekli Müsteşar Yardımcısı Hüseyin Çelik’in moderatörlüğünde gerçekleşen “2023 Sağlık Politikaları Vizyonu” Ortak Akıl Toplantısı sektör paydaşlarının katılımı ile yapıldı. Toplantının sonuç raporuna ilişkin sunum 20 Nisan’da Kurultayda sektör ve kamuoyu ile paylaşılacak.

X
X
X